|
ANASAYFAYA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ..
BALABAN BUCAĞI TARİHÇESİ
1:BALABAN TARİHÇESİ:
Balaban ''Fermanlı Kale Kent''olma Kimliğini hak etmiş bir yerleşim birimidir.Hicri 876(1469)tarihli Balaban adına bir ferman verilmiştir.
Balaban Bucağının eski adı:Gerimterdir.Tam olarak kesin bilgiler bulunmamasına rağmen Dr.Abdullah Ertemin yapmış olduğu araştırmalar sonucu iddialarına göre Etiler zamanında kurulduğu,Gerimterin Hititce bir sözcük olduğudur.
Ancak bilinen o durki Gerimter Roma İmparatorluğuna bağlı Prens SaaryönetimindeykenAlparslanın kumandanı olan BALABAN Beyin 1076 da bu beldeyi fethi ile Büyük Selçuklu yönetimine geçmiştir.
Bugünkü BALABAN o zamanlar Prens Saarın eşi olan Gerimterin adını taşıyordu.
Alparslan emriyle kuşatma yapılmıştı.Kısa bir çatışmadan sonra Prens Saar tek bir şartla teslim olmayı kabul etti.Dünya var oldukça Gerimter olarak ,eşinin adıyla anılmasını şart koştu.
O devirde Prens Saarın adıyla anılan Kral Saar ve Saar Tepesi olarak adlandırılan yerleri halkımız lehçesine Kıransarı ve Şar Tepesişeklinde aktararak bugün bile kullanılmaktadır.
Gerimterin ilk yerleşim yerlerinin bugünkü isimleriyle Teknece ve Ören olarak adlandırılan yerler olduğu biliniyor.
Gerimter sözcüğünün sözlük anlamı Gerim:kırmızı-Ter:toprak olduğu bilinmektedir.
Mustafa Necati Bey(ilk milli eğitim bakanı) 1926 yılında Balaban Beyin anısına ^GERİMTER^adının ^BALABAN^ olarak değiştirilmesini öngören bir teklif sunmuş ve bundan sonra BALABAN isimiyle kullanılmaya başlanmıştır.
2:BALABAN COĞRAFYASI:
Balaban ovası jeolojik devirlerde bir göl yatağıydı Tohma ve Balıklağa ırmakları bu gölü besliyordu zamanla Ozan boğazının patlaması ile göl yatağı boşaldı. Böylece Balaban Ovası ve çevre köylerinin bulunduğu alanlar meydana çıktı.
Balabanın doğusunda:HİSARCIK ve YEŞİLTAŞ
Balabanın batısında:ÇAYBAŞI
Balabanın güneyinde : AŞAĞIULUPINAR
Balabanın kuzeyinde :AKÇATOPRAK köyleri vardır.
Dört tarafı çıplak dağlarla çevrilidir.Balabanın en yüksek ve tek dağı güneydoğudaki Sarıçiçek dağı olup 1840 metre yüksekliğindedir.Budağın üzeri aynı zamanda aynı adla anılan bir yayladır.
Balaban arazisi 40.000 dekarlık bir ova olup ovanın doğusunda ATATÜRK KÜŞNE ve YAVŞANLI güneyinde KARATEPE;bulunmaktadır.
Balaban ve yöresinde karasal iklim egemendir.Balabanın Deniz yüksekliği 1100 metredir.
3:EĞİTİM ÖĞRETİM:
Balabanda eğitim ve öğretime çok önem verilmiş ve verilmektedir.1901den 1926 yılına kadar Medrese öğretimi yapılmıştır.1926 yılında yeni harflerle eğitim ve öğretim yapan ilkokul olarak açılmıştır.1937 yılına kadar 3 sınıflı öğretim uygulanırken 1938 tarihinde 5. sınıflardan ilk mezunu vermiştir.1985 anasınıfı açılmıştır.okulumuzun tüm araç ve gereçleri ve ihtiyaçları halkımız tarafından karşılanmıştır.
Şuanda 8 yıllık eğitim-öğretim yapılan ilköğretim okulumuzun arsası bagışlanmış olup 1994_1995 eğitim öğretim yılında zamanın okul müdürü Abdurrahman Ercan tarafından eğitim öğretime açılmıştır.
4:BALABANDA TİCARET:
30 fazla dükkanın boş olduğu Balaban çarşısında bugün 2 market,2 kasap,3 berber,2 nalbur,1 elektronik mağaza,3 fırın,5 kahvehane, 1 elektrikçi, 1 hırdavat ve zücaciye,2 lokanta, 2 bilet yazıhanesi, 1 manav,1 kuyumcu, 2 inşaat malzeme ve toplu halde bulunan sanayi sitesi bulunmaktadır
ÖMER HULUSİ'nin Dilinden;
Alıp sattıgımdan sorarsan eger
Çakı ,çakmak,fitil,gazda bulunur
Sanmayın sattıgım bir kıymet değer
İplik, iğne,yüzük,tığda bulunur.
HAZEYİNCE:
Kayısıya erük,tavuga tovuh,bir şey isteyince yes derler bizde.
Polise pullo,kadına tille,yanına çağırırsa es derler bizde.
Hocaya merik,kocaya moruk,kundura eşine mes derler bizde.
Buğdaya hinte,arpaya şaar,merkep durdurmaya çüşş derler bizde.
Güzele milah,çirkine cubur,kapı dayağına kös derler bizde.
Çakıya sikkin,mağazaya dükkün,rutubetli yerlere loş derler bizde.
Dağa cebel,yola darp,yemegede aş derler bizde.
Kitaba kütüp,alime kutup,eğri gözlerede şaş derler bize.
Kadına tille,kızlara cinik,yılan küçügüne gögüş derler bizde.
Askere saltat.ekmege nabus,yenildigi zaman pes derler bizde.
Cevize cöüz,testiye sitil,havlayan köpeğe oş derler bizde.
Hacı Mevlüt Akbalaban
BALABANIN İLK KURULDUĞU BÖLGE..
BALABANDA ÇIKAN BAZI TARİHİ ESERLER:
Eski Gerimter'in Yerleşim yeri olan Ören yöresinde bulunan mühür ve sikkeler(Paralar)
HİTİT tanrısı olarak bilinen heykel Balaban'da Çayiçi-Bozbent mevkinde bulunmuştur.1964 yılında Darendeye gelen bir Fransız Profesör ''hitit tanrısı''olduğunu söylemiştir.
1:Balabanda Maltepesinde Çıkarılan Bir Küp
2:Şeyh Pınarında Bulunan Bir Kitabe
BALABAN ÇAYBAŞI KÖYÜNDE BULUNAN TARİHİ ESERLER..
|
|
ŞEYH ABDURRAHMAN-İ ERZİNCANİ
Abdurrahman-ı Erzincânî
Abdurrahman-ı Erzincânî, Yıldırım Bâyezid devri meşâyıhlarındandır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)in temiz neslinden bir halkadır, seyyiddir.
Timur'un Anadolu'yu istila etmesi ile Amasya, Tokat, Kastamonu ve Çankırı civarlarına gelir. Halvetiyye tarikatının önemli halkalarından biridir. Şeyh Safiyyüddin Erdebilî'nin halifelerindendir. Şeyh Hamid-i Veli (Somuncu Baba)'nin Şeyh Abdurrahman-ı Erzincânî'nin kızı Necmiye Sultan ile evlendiği rivayet edilmektedir. Uluviran köyünde Beğ Mescidi mahallesinde evlatları ve torunları vardır. Somuncu Baba ile Seyyid Abdurrahman-ı Erzincânî arasında, mürşitleri itibariyle manevî bir bağ bulunduğu bilinmektedir. Zira birinin mürşidi Safiyyüddin Erdebilî'dir; diğerininki ise Alaaddin Ali Erdebilî'dir. Her ikisinin de aynı dönemlerde Darende' de bulunduğu kesindir, arşiv belgeleri bunu göstermektedir. Hayatının son dönemlerinde Darende'nin Balaban Kasabasında ikamet etmiş ve burada yaklaşık 1432 (h.835) tarihinde vefat etmiştir.
Abdurrahman-ı Erzincânî'nin keramet ehli büyük bir bilgin olduğu kaynaklarda geçmektedir.
Bizans devletinin izni ile İstanbulun fethinden önce Ayasofya'da tevhidle ilgili bir toplantı düzenlenmiş ve Hıristiyan ruhaniler ile karşılıklı münazara sonunda 40 Hıristiyan ruhanisinin Müslüman olmasına vesile olmuştur.
İstanbul'un fethinden önce ilk manevi adım bu devirde atılmıştır. Akşemseddinlerin, Hacı Bayram-ı Velilerin hocası olan Somuncu Baba'nın kayın pederi olan bu değerli gönül dostu Abdurrahman-ı Erzincani Hazretleri kendi dönemine mührünü basmış, ilmi ve irfanıyla tesiri vefatından sonra da günümüze kadar devam etmiştir.
CAMİ VE KÜLLİYENİN TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Türbesinin ve caminin bulunduğu mekân eski adı Gerimter, yeni adı Balaban Kasabasındaki kendi adıyla anılan külliyesi 1960 yılında başlatılan bir çalışma ile yenilenmiştir. Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi'nin başkanlığında kurulan "Şeyh Abdurrahman-ı Erzincani Camii Yaptırma Derneği" maharetiyle yeni ve özel bir proje kapsamında külliye inşaatı yaptırılmıştır. Yüksek Mimar-Mühendis Şerif Ali Akkurt'un hazırlamış olduğu proje, yapı ve teknik itibariyle çok anlamlı ve dikkat çekicidir. İslamın beş temel şartını esas alan beşgen camii planı ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)in sancağını temsil eden minaresi, mimari estetik açıdan ilgi çekici ve başarılı bir uygulamadır. Türkiye'de Camii mimarisi açısından özel bir konuma sahiptir. Türbe kısmı ise eskiden olduğu gibi piramit taş yapı ile kaplıdır. Tamamen kesme taştan yapılmış olan Külliyenin etrafında yatılı Kur'an Kursu ve müştemilatı mevcuttur. Hâlen her türlü bakım-onarım ve hizmetleri merkezi Darende'de bulunan; Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı tarafından yapılmaktadır.
BALABANDA YAYINLANAN GAZATELER:
1:BALABAN TEKNECE
1967 yılında Abdurrahman Gülseren,H.Hüseyin Göktaş ve Ali Aşık tarafından yayına sürülmüştür.
2:ATILAN
1970 yılında Balaban Beldiyesinde sayman olarak görev yapan H.Mevlüt Akbalaban,Ali Osman Yılmaz,Yusuf Ormacı tarafından yayınlanmıştır.
3:HABER
1977 yılında M.Ali Cengiz ,Nurettin Yılmaz tarafından yayınlanmıştır.
|